Geçit
“Sessizliğe geçidi” duy
Ve sessizliğin içindeki sesi
Her dönüş O’nadır
Doğduğunda açılır kapı
Önüne bir şey koymak ister herkes ki çarpmasın
Yetmez alır eline kalemi boyayı renklendirir kapıyı
Sessizliğe dayanamaz, geçidi unutmak ister insan
Ondandır dilinde şarkı, kelam, dua, kitap, dostlar, sinemalar, işler ve güçler, kaygılar ve korkular
Selviler yaprak dökmezmiş onun için dikilir mezara
Her rüzgârda anarlarmış Allah’ı
Altında yatanın da nasiplenmekmiş muradı
Kapı, geçit, mezar
Üzeri açık, mavi gök, sonsuz
Kuşlar kanat çırpar, korkusuz
İnsansa hep korkar
Kapı kapanmasın diye kırk takla atar
Özgür olmak ister daha ilk adımda
Ama dönüp annesine bakar
Yürü derse başlar yolculuğa
Adımlar koşmaya döner bir anda
Artık kendi başına anlam arar
Zaman akar anlaşılmaz bir hızla
Bir bakar kendi tutmuş bir eli adımlarını izliyor heyecanla
Hangi ara bilinmez günlerden bir gün ya da gece, duyulmaz olur destek sesi
Ne kadar uzun kalsa da kısadır annenin biten nefesi.
Lohusanın mezarı kırk gün açıkmış,
Hangi insanın kapalı ki!
Kimine bir zindandır toprak,
Kimine yemyeşil bir durak.
İnsan bedeni toprağa girince bütün korkulardan kurtulacak!
Adımları yavaşlar bazılarının, şans mıdır, ellerinde baston.
Kimi motosikletle son sürat gider toprağa, özgürlük mü?
Herkes bilir öleceğini ama kimse beklemez.
Diğerine geldi mi üzülür lakin yine kendine.
Korksan da korkmasan da gelecek sıra
En azından bütün korkular son bulacak bunu unutma!
İnsan hep anlam arar yaptığında,
Aramayan, bulamayan zaten duramıyor dünyada.
“Karanlığın özü ışıktır ışığın özü yağ”
Göğün rengi su gibi mavi, renksizdir, biliriz aslında.
Siyah tüm renkleri yutar, kara toprak insanları.
Kapısı kapananları,
Önüne ne koyarsan koy, gideceksen kurtarmıyor dünya bağları.
Dizsen de kat, yat, bahçe ya da akademik derece,
Ölüm geldi mi süpürüp atıyor bir gecede.
Sessizliğe geçit hep açık ama unutma!
Duyacağı sesi insan kendi götürecek yanında.
Kalacak ardında belki hoş belki boş bir seda…
Handan Kılıç
30/03/2026 İzmir


Uzun ince yollarımızda iyi ki bir birimize rastlıyoruz. Yine çok derin, çok gerçek dökülmüş kelimeler.
Neydi o öyle?…
🌟